29 Mart 2026 Pazar

01-10

 

1 – Eğer Yaşarsam Borcumu Kuruşu Kuruşuna Ödeyeceğim!

“Kollarını omuz hizasında iki yana açıp sekizbuçuk saat duran kişi sahiden sen misin?”.
Bu hocalardan biri olan Ren’e sorulan soru. Kafasını mütevazi bir şekilde sallayarak “Evet” demiş Ren.



1989 yılında kalbinde problemler yaşamaya, kalbi duracak korkusuyla uyku uyuyamamaya başlamış. Zira her göz kapaklarını kapadığında kalbinin durduğunu hissediyormuş. Amerikan yardımının kesildiği bir dönemde doktorlar anjiyo yapılmasını uygun görmüş. Şartlar uygun olmadığı için kabul etmemiş.

1991 yılında kalp kasları daha da kötüye gitmiş ve ameliyat kaçınılmaz olmuş. Doktorlar 45bin Yuan istemiş. Eş dost kim varsa gidip borç toplamaya karar vermiş ve eğer hayatta kalırsa her bir kuruşu ödeyeceğine söz vermiş. 1993 yılına kadar anca para toplayabilmiş. Doktorlar ise kalbin çalışan diğer yarısının da iflas etmesini beklemeyi, yapmışken tek ameliyatın daha iyi olacağını söylemişler.

Bunun ne olduğunu elbette Usta Chan anlamamış ve tam olarak ne demek istediğini sormuş. O da elinden geldiğince tıbbi terimlerle anlatmaya çalışmış. Yani kalbin yarısı tüm damarları ve kapakçıkları ile birlikte kötü iken diğer yarısı da kötüye gitmeye başlamış.

Peki Ren doktor tavsiyesine uyup ameliyatı ertelemiş mi? Hayır.

Tekrar ertelerse hayata küseceğini ve evde yatmaktan öte hiçbir şey yapamayacağını kavramış. Karısı ise doktorlara uyup ertelemesinde ısrar etmiş.

Her nekadar ertelemeyi kabul etse de, bir yerde bir şekilde yada birinden şifa bulma umuduyla ülkeyi dolaşmaya başlamış. Karısının ve doktorların karşı çıkmasına rağmen kendini en sounda İlaçsız Hastane’ye ulaşmak üzere bilet alırken bulmuş. Daha önce duymasına rağmen nerede olduğu hakkında bir bilgisi yokmuş. Trende eli kırık olan ve aynı yere giden başka birine rastlamış. Merkeze girer girmez bir Çigong hocasının hemen gelip bu adamdan alçıyı çıkarmasını ve ona uzattığı bardağı tutmasını istediğine şahit olmuş. Kırık elin hemen o anda iyileştiğini görmek onda büyük bir güven oluşturmuş. Merakla Çigong’un başka neler yapabildiğini görmek üzere içeri girmiş.

Evde ölümü beklemek yerine ölecekse burda kalarak ölmeye karar vermiş. Birkaç gün içinde kendini evinde hissetmiş. Bir gece, ellerini iki yana açıp egzersiz yaparken, eğer iyileşmek istiyorsa azimli olması gerektiğini kavramış. Bir süre sonra kalp atışlarının sakinleştiğini hissetmiş. İki yana açtığı ellerine bakarak, onları aşağı indirmektense ölürüm daha iyi demiş ve o şekilde beklemeye koyulmuş. Saatler aktıkça herşeyin daha iyiye gittiğini görmüş. Sabah olduğunda ise kalbinin çok ama çok iyi olduğunu hissetmiş. Böylesine bir mucize hayatı boyunca yaşamamış, üstelik de kendi üzerinde.

Doktorlar hemen EKG’ye bağlamışlar ve herşeyin gerçekten de normale döndüğünü teyit etmişler.

Usta Chan ısrarla “Yani sen şimdi herhangi birinin 8 saat boyunca ellerini o şekilde tutarak Çi çalışması yapması halinde ciddi bir hastalığı yenebileceğini mi söylüyorsun?” diye sormuş.

“Burada o kadar şeye şahit oldum ki, bütün Çigong çalışmaları herşeyi iyileştirebilir!”

Daha fazla soru sormaya gerek duymamış, zira Ren’in cevabı çok net olmuş.

2 – Yeni Bir Yaşam

Tıp öğrenimini bitiren bayan Pan mezun olur olmaz sol bacağında kemik iliği kanseri olduğunu öğrenmiş. 1991 Ağustos’unda ameliyat olmuş ancak bu ameliyat esnasında kanseri yok etmek uğruna kemik ölümü gerçekleşmiş.



Bu kadar genç ve güzel bir bayan olarak kendisini bu durumda nasıl hissetiğini sormuş Usta Chan.

Önceleri hastalığın tam olarak farkına varamamış, zira iyi bir tedavi görmüş ve ona bakan iyi bir ailesi varmış. Ancak işler kötüden daha kötüye gitmiş. Ameliyattan çıkıp uyandığında ilk görmeyi umduğu nişanlısını odada görememiş. Sonradan öğrenmiş ki, o ameliyat olurken ve baygın olduğu sıralarda sevgiisi onu çoktan terketmiş. O ise pes etmemiş ve tüm dünyaya ne kadar güçlü olduğunu ve hayatta kalmayı başarabileceğini ispat etmeye karar vermiş.

Ameliyatı takiben kemoterapi görmüş. 12 seans sonrası karaciğeri, kalbi, böbrekleri, midesi ve neredeyse diğer tüm organları iflas etmiş. Sadece bedensel olarak değil, ruhen de çökmüş. Sanki yaşayan bir bitki olduğunu vurguluyor Pan. İşte o sıralarda bir arkadaşı gelip İlaçsız Hastane’den söz etmiş. Zhineng Çigong Eğitim Merkezi? Başka zaman olsa gülüp geçeceğini ama bu durumda herşeyi denemeye hazır olduğunu farketmiş.

O kadar güçsüzmüş ki, onu arkadaşları taşıyarak Merkez’e götürmüş. Yine Merkezin içinde de her gün birileri onu egzersiz alanına taşımak durumunda kalmış. Onikinci günün sonunda ise kendi gider hale gelmiş. Bunu görünce içi huzur ve mutlulukla dolmuş ve ruhunun geri geldiğini hissetmiş.

Günün birinde ise sol omzunda anlaşılmaz bir şişlik belirmiş. Bu şişlik adım adım indiğinde her adımda kanserin de adım adım yok olduğuna şahit olmuş. Birkaç aylık çalışmanın sonucunda ise tamamen iyileşmiş. Sadece kanserinden kurtulmakla kalmamış, öldü denilen kemik ve dokuları da yeniden hayat bulmuş. “Bu tam bir mucizeydi!” demiş Pan.

Yaşadığı kasabada onun durumu ve nasıl iyileştiği duyulunca okullarda ve belediye tarafından Chi-Lel tanınmaya başlanmış.

Hatta Bayan Pan, kendi gibi buraya gelip Dr. Pang Ming tarafından iyileştirilen ve orda hoca olarak kalmayı tercih eden genç biriyle büyük de bir aşk yaşamış. Akademik sürecini bitirir bitirmez de Merkez’de kendini Çigong’a adamaya karar vermiş.

Tüm kalbimizle onun samimiyetinden şüphe duymuyoruz.

3 – Batıdan Hangi Mucizevi İlacı Kullandın Sen?

Hem çok genç, hem zeki, hem de çok alımlı bir hoca olan Liu dış dünyada pek çok başarıya imza atabilecekken neden kendini buradaki öğrencilere adamış?



“Çigong olmasaydı şu anda annem yaşamıyor olacaktı” demiş Liu. Annesi 48 yaşında bir okul öğretmeni. Geriye, 1990 Haziran’ına dönecek olursak, annesi göğüs kanseri olmuş. Haberi duyan tüm aile fertleri, güçlü görünmeye çalışan annesi dışında, göz yaşlarına boğulmuş.  Daha hastaneden çıkmadan 2 ameliyat geçirmesine rağmen kanser sürekli tekrar etmiş. Doktorlar en sonunda ona 2 yada 3 yıl ömür biçmişler.

Sonra dostlarından birisi Lao-Shi’nin kasabaya gelip Chigong eğitimi vereceğini söylemiş. Bu onlara inandırıcı gelmemiş ve umursamamışlar. Annesinin öğrencilerinden birisi kaybedecekleri birşey olmadığında ısrar edince isteksizce de olsa gitmeye karar vermişler. Eğitim sonrası Lao-Shi kalabalığa “tümörlerinize dokunup onların yumuşayıp küçüldüklerini ve yok oldukları hissettiniz mi?” diye sormuş.

O anda annesinin elini göğsüne götürmesiyle ağlamaya başladığını görmüş. Göğsündeki kitle yok olmuş. Birbirlerine sarılıp sevinçten ağlamışlar. Sonradan öğrendiğine göre kanser sol göğsüne de sıçramış ve annesi bunu onlardan saklamış. Şimdi ise ikisi birden gitmiş.

Annesi tekrar hastaneye döndüğünde duruma inanamayan doktorların ilk sorusu “Bayan Young, yurt dışından hangi mucizevi ilacı aldınız da bu kadar kısa sürede iyileştirdi sizi?” olmuş. Doktorlara gerçeği söylemesine rağmen soruyu ısrarla tekrarlamışlar ve inanmamışlar. Onlara birşey ispat etmek umurlarında olmamış, şu anda 5 sene geçmiş olmasına karşın annesi hayatta ve sağlıklı ya, önemli olan da buymuş.

Bayan Liu gelen her öğrenciyle büyük bir ilgiyle ilgilenmesinin yanısıra sürekli kendini geliştirmeye devam etmiş. Hatta yabancı dil öğrenip başka öğrencilere de faydalı olmaya başlamış.

4 – Evde 3 Çocuğum Var Yaşamak İstiyorum!

“Ben de bir doktorum” diyor Bayan Liang. 30lu yaşlarının başında aşırı baş ağrıları, mide sancıları, nefes ve görme problemleri yaşamaya başlamış. Kalp atışlarında düzensizlik ve son olarak da 1982 yılında meme kanseri aldığı en kötü haber olmuş. Doktor olduğu için kendini tıbba emanet edip bir dizi tedaviden geçse de iyileşememiş. Kendini çaresizce evde yatar bulmuş.



Peki ailesi destek olmamış mı? Hayır. Kaynanası kocasının ondan boşanması için baskı yapmış. Varolan tüm tanrılara dua edip çocukları için hayatta kalmak için yalvarmış.

Kaynanası ve kocası tarafından kötü muameleye maruz kalınca umudunu yitirmeye başlamış. Sevgiye ve hoşgörüye muhtaç hale gelmiş. Komşularından birisi şans eseri Çigong hocası çıkmış ve ona Zhineng Çigong’dan bahsetmiş. Ne olduğunu bilmediği halde birisinin ona ilgi göstermesi bile ona güven ve mutluluk vermiş. Komşusu ona Çi vermeye başlamış. Enerjiyi aldıkça daha iyi hissetmiş. Kendini gülerken bulduğunda delirmeye başladığını sanmış. Bu kadar yıl acı ve ızdırapla geçen zamandan sonra kendini bir anda huzur ve mutluluk içinde bulmuş.

1985 Ocak ayında Çigong öğrenmeye başlamış. Bir kaç yıllık sebatla devam eden çalışma sonrası tamamen iyileşmiş. Kanserden ise eser kalmamış.

Peki kocaya ne olmuş? Kocasıyla eskisinden daha mutlu olmuşlar ve ikisinin de saçlarındaki aklar siyaha dönüşmüş.

Dr. Liang kendi kasabasında yüzlerce kişiye Zhineng Çigong öğretmiş ve tüm kazancını da Merkez’e bağışlamış.

“Çigong benim hayatımı kurtardı. Bu, asla parayla satın alınabilecek bir şey değil” diye eklemiş.

5 – Sağırlık Çok Kötü Birşey

Bu konuşkan hayat dolu kızla röportaj yaparken, Usta Chan daha birkaç ay öncesine kadar onun içine kapanık bir çocuk olduğuna inanamış.



2 yaşındayken şiddetli bir ateş geçirmiş. Verilen ağır ilaçlar duyma kaybı yaratmış. Sınıfta en önde oturmasına rağmen öğretmeni duyamıyormuş. Normal zamanda da sürekli kulağının içinde çınlamalar varmış ve bu durum onu çok huzursuz ediyormuş. Doğal olarak, sınıftaki diğer çocuklardan hep geri kalmış. Gittikleri hiçbir hastane çözüm bulamamış.

Sonra annesinin bir arkadaşı İlaçsız Hastane’den bahsetmiş. Annesi de hemen alıp onu buraya getirmiş. Daha geldiği ilk gün duyma kabiliyeti artmaya başlamış. Düzenli ve sebat ederek yaptığı Çigong çalışmaları sonucu kulaklarındaki sesler azalmış ve duyma yetisine tekrar kavuşmuş.

Annesinin bu haberi alınca nasıl karşıladığını sormuş Usta Chan. Annesi sevinçten ağlamış ve kızı koca bulabileceği için çok mutlu olmuş.

“İnanın bana sağırlık çok kötü birşey” diyen Ming, şu andaki neşesini ve canlılığını Çigong’a borçlu olduğunu ve tekrar duyabilemenin anlatılamaz bir mutluluk olduğunu söylemiş.

6 – Burada Kalabilsem Ne Olsa Yapardım

Bayan Hu, kocası kömür madeninde kaza sonucu ölünce şoka girmiş. Hayatı bundan sonra çöküşe geçmiş. Düşük tansiyon, anemi, mide sancıları ve sırt ağrıları korkulu rüyası olmuş. Sırtında oluşan kambur yüzünden kafasını kaldıramaz hale gelmiş.



3 yıl sonra ise bu sefer aklını yitirmeye başlamış ve kendi kendine bakamaz olmuş. Bunun sebebi ise oğlunu kaybetmesiymiş.

1 yıl kadar sonra kardeşi onu Merkez’e getirmiş. Her egzersizde hüngür hüngür ağlıyormuş. Hocalar ona ne zaman rahatlamasını söylese bunu yapamıyor ve o gün öğretilen şeyi 1 saat içinde unutuyormuş. Hocaları ise çok sabırlı ve destek olan insanlarmış. Önce hocalara güven duymayı öğrenmiş. Sonra rahatlamaya başlayıp yavaş yavaş da herşeyi hatırlamaya başlamış.

2 ay içinde eskisine göre çok daha iyi de olsa içinde hep yalnız kalma korkusu varmış. Bir gün Lao-Shi’nin konuşmasını dinlerken onun ellerini sallayarak birşeyler yaptığını görmüş. Sanki bu el uzanıp kafasından içeri girmiş ve orda sıkı bir temizlik yapmış. Ardından yüzünde bir gülümseme belirmiş ve o güne kadar orda onunla kalması için yalvardığı kardeşine “artık evine gidebilirsin” demiş.

3 ayın sonunda kendisi de eve dönebilecek duruma gelmiş. Hocasına yalvarıp burada kalmak için ne gerekiyorsa yapacağını söylemiş. O esnada Merkez’de iyi bir hizmetliye ihtiyaç varmış. O da etrafa çeki düzen vermek üzere orada kalmak üzere işi kabul etmiş. Mutluluktan havalara uçmuş.

Yakınları onu kendi ayakları üzerinde yalnız görmeye başladıklarında hayrete düşmüşler. Onu hala şaşkın ruh olarak çağırdıklarını söylemiş.

Merkezdeki herkes gibi bayan Hu da işini severek yapan ve Merkezin yaşanabilir bir yer olması için elinden geleni yapan biri olarak orda çalışmaya devam etmiş.

7 – Şirretin Evcilleştirilmesi

Folklör ekibini yöneten hoca Liu’yu gören Usta Chan onun bir zamanlar belden aşağısının felç geçirmiş olduğuna inanamamış.



1982 yılında araba kazası sonucu aylarca hastanede yatmış. Onlarca operasyon geçirmiş. Hastaneden çıkar çıkmaz artirit olmuş. Kronik ağrılar ve düzensiz kan dolaşımı ve kan eksikliği başlamış. Öyle ki yaz ayında bile ayaklarını sıcak tutacak özel ayakkabılar giyiyormuş.

Kazadan önce bile kötü bir yaradılışı olduğunu söylüyor. Bir keresinde kaynanasına yumruk atmış. Daha 37’sinde önüne gelene durduk yere yumruk atabilecek kadar sinirli bir insana dönüşmüş.

Bu sinirle, yetmedi mi derken bir anda belden aşağısı felç olmuş. Tavana bakarak hastane yatağına mahkum olduğu, ağrıdan uyku uyuyamadığı aylar geçirmeye başlamış. Hayatı boyunca bu şekilde yaşayacağını düşünüp ağladığı geceler olmuş.

Yan odada yatan hastaya gelen bir ziyaretçi ona acıyarak La Chi (Çi enerjisi) hareketi göstermeye başlamış.  Ellerini kullanamadığı halde onun ellerini takip edip kendi ellerini oynatabildiğini hayal etmiş. Ziyaretçi gittikten sonra da imgeleme yoluyla bunu yapmaya devam etmiş ve o gece ilk defa çok rahat bir uyku uyumuş. Bundan cesaret alan Liu, her fırsatta bunu yapmaya devam etmiş.

Tekrarın 9. Gününde sol bacağının silkelenir şekilde hareket ettiğini görmüş. Hayretler içinde ilahi bir takım güçlerin yardım eli uzattığına inanmış.

Tekrarlara inatla devam eden  Liu, 3 gün sonra kendini oturur halde bulmuş. 1 hafta sonra ise hastaneden taburcu edilmiş ve koşarcasına Zhineng Çigong grubuna katılmış. 2 yıl içinde tüm şikayetleri kaybolmuş. 1991’den bu yana da hoca olarak görev almaya başlamış.

“Gücün eskisinden iyi olduğuna göre, kaynanan çok korkmuştur” diye espiri yapmış Usta Chan.

Liu da gülerek eklemiş: “Artık eskisi gibi bir şirret değilimJ. Artık ikimiz de çok iyi dostuz ve beraber geziyoruz. Aslında, iyi bir mizaç Çigong hocası olmak için ön gereksinimdir. Evde ne zaman sesim yükselecek olsa, kocam bana Lao-Shi’nin kontrol mekanizmasını hatırlatır. Onun ismi her geçtiğinde insanı otomatikman bir huzur sarıverir. Artık evcil bir insanım. Çigong sadece bedenen değil, insana ruhen de yardım ediyor”.

8 – Ultrason Uzmanı

Şu meşhur videoyu hatırlarsınız. 3 uygulayıcı ultrason cihazına bağlı bir hastanın tümörünü 3 dakikada yok ediyordu hani. İşte o cihazı kullanan uzman kişi Dr. Wang. Hikayesine gelince…

Kendi kasabasında ultrason uzmanı olarak bir hastanede görev yapıyormuş. Emekli olunca Lao-Shi ondan Merkez’de çalışmasını istemiş. Tereddüt etmeden kabul etmiş. Hatta X-ray uzmanı olan kocasını da ikna etmiş.



Zhineng Çigong’un iyileştirici gücüne çok inanıyor. Kendisi de zamanında artirit olmuş, şiddetli sırt ağrıları ve çeşitli hastalıkları varmış. Hastanede çalıştığı halde ve elinin altında her türlü doktor ve ilaç olmasına karşın hiç şifa bulamamış. İlaçlara o kadar mahkum olmuş ki, o mu ilaçların ilaçlar mı onun hakimi anlayamaz olmuş. Ve tabiki bu ilaçların fazlasıyla yan etkilerine maruz kalmış.

Alternatif yollar ararken eski hastalarından biriyle karşılaşmış. Hayattan bezmiş olarak hatırladığı bu insanı kıpır kıpır ve enerji dolu görünce hayret etmiş. Hasta her derde deva olduğunu söylediği Zhineng Çigong’dan bahsetmiş. O da kalkıp kendi gözleriyle görmek üzere Merkez’e gelmiş. Doktor olduğunu unutup herkes gibi o da hergün disiplinli bir şekilde çalışarak hastalıklarıyla mücadele etmiş. Dinlenmek her ne kadar hastalıklarda tavsiye edilen şey olsa da, o ne kadar ağrısı olursa o kadar fazla çalışmış. Birkaç ay sonra tamamen iyileşmiş. Çigong’a minnettar kalmış.

Peki modern tıbba küsmüş mü? Hayır. Hem Çigong’un hem de modern tıbbın kol kola yürümesi taraftarı. “Bunun en büyük örneği, ultrasona bağlı hastanın Çigong ile iyileşmesi, bu herşeyi ispatlıyor” diyor.

“Buradaki doktorlar genelde ne yapıyorlar?” diye sormuş Usta Chan.

Dr. Wang, doktorların sadece acil durumlara baktığını, genel olarak hastaların ilk teşrif ettiklerinde teşhis aşamasında rol aldıklarını ve her günün sonunda ve iyileştikten sonra durumlarını analiz ettiklerini belirtiyor. Burada hastaların onlara ihtiyaç duymaksızın kendi kendilerini iyleştirdiklerini ve onların sadece destekleyici rol üstlendiklerini söylüyor. “Burada ilaç kullanmadığımız için de hiç eczacımız yok” diye ekliyor.

Peki ya diyet? Hastaların uygulaması gereken özel beslenme şeklilleri var mı?

Hayır. Ne bir diyet, ne özel bir gıda gerekiyormuş. “Öğrenciler dilediklerini yiyebiliyorlar. Elbette kendileri hastalıklarına mahsus nelerden uzak durmaları gerektiğini iyi biliyorlar” diye ekliyor.

Merkezdeki en büyük besinin ise sevgi ve bolca Çi enerjisi olduğu aşikar.

9 – Asker Baba Kızına Git Emri Veriyor

Bayan Huang asker kökenli bir ailenin tek kızı. Sıkı bir disiplin altında otokontrol mekanizmasıyla yetiştirilmiş. Okulda isteksiz olduğunu keşfedince bunu tembelliğe vermiş. Ama gün geçtikçe durum daha kötüye gitmiş. Babası check-up için hastaneye götürmüş ve lösemi olduğu ortaya çıkmış.



4 aylık bir kemoterapi tedavisi görüp hastalığı kontrol altına alınmış. Ancak tedavi biter bitmez tekrar ortaya çıkmış. Modern tıbba inancını yitiren aile bitkisel tedaviye yönelmiş. O da işe yaramadığı gibi daha kötü olmuş. Tekrar hastaneye döndüklerinde kemik iliği nakli gerektiği söylenmiş. Ancak doğru nakil bulunamamış. Bulunsa bile 150bin Yuan para istemişler, bunu da ödeyecek güçleri yokmuş.

Çigong’u duymuş ama çok inanmamış. Sadece yaşlılar için olduğunu düşünmüş. Kendi gibi düşünmesini beklediği babasını ise Zhineng Çigong hakkında konuşur bulunca hayretlere düşmüş. Aklını yitirdiğini düşünmüş.

Babası asker tarzda bir emirle kızından Merkez’e gitmesini istemiş. Buraya zorla geldiğini düşünen kız ise burdaki çalışmalara başlayınca yumuşamış. Burada mucizevi şekilde iyileşen bir dolu insanla tanışmış. Artık kendi de inanmaya başlamış ve yalnız yaşlılar için değil, her canlı için şifa olduğunu kavramış.

Disipliner bir çalışma ile, ki askeri bir aileden geldiği için bunu çok kolay başarmış, 2 ay içinde lösemi gerilemeye başlamış ve 4 ay sonunda kanserden eser kalmamış. Şimdi eğitmenlik eğitimi aldığını ve bunu bitirince de 2 yıllık Zhineng Çigong Akademisinde programa dahil olacağını söylüyor. Kendini buraya ve eğitimlere adamaya karar vermiş.

10 – Resmen Geri Döndüm

Herkes gibi Bayan Ma da meme kanseri olduğunu öğrenince kendini modern tıbba teslim etmiş. Ameliyatlar, kemoterapi, radyoterapi ve ilaçlar… İyileşmediği gibi hastalık heryere sıçramaya başlamış.



Kanserin kontrolden çıkmış olması onu depresyona sokmuş. Çigong’u duyar duymaz trene atlayıp Merkez’e gelmiş. Sanmış ki, diğer hastanelerdeki gibi o yatacak, doktorlar ona şifa verecek. Her gün uygulanan disipliner çalışmaları görünce çok şaşırmış. Hiç kanser hastaları bu kadar çalıştırılır mı? Çalıştırılır.

Etraftakilerden Çigong sayesinde iyileşenleri duydukça burada olduğuna mutlu olmuş ve cesaretlenerek hareketleri düzenli bir şekilde sebatla uygulamaya başlamış. Yalnız bir ara, çalışmalarına rağmen arkadaşlarına kıyasla çok aşama kaydedememiş olması onu yine sorgulamaya itmiş. Dinlenmek yerine neden bu kadar efor sarfediyorum diye söylenmeye başlamış. 1 ay sonunda pes edip eve geri dönmüş.

Evdeki ilk günleri dinlenmenin keyfini çıkarmış. Yalnız hastalık ilerledikçe bu sefer yataktan kalkmak ızdırap halini almış. Halbuki Merkez’de bütün gün ayakta kalabiliyormuş. Evde ise tuvalete bile zor gidiyor.

Evde ölümü beklemek yerine yine soluğu Merkez’de almış. Bu sefer daha kıymet bilir şekilde çalışmalara koyulmuş. Artık grup içinde aktif rol oynayan bir öğrenci olmuş. Hem çok çalışıyor hem de diğer insanlara yardım ediyormuş. Kıskançlık yerini mutluluğa bırakmış. Diğerlerine yardım ettikçe kendi hastalığını gözünde büyütmekten vazgeçmiş. Bireysel olarak kendi kendine hastalığın üstesinden gelmenin hazzıyla kanseri tamamen yenmiş. “İyileşmenin içten gelen bir istekle olması kaçınılmaz” diye ekliyor Ma.

“Acı yoksa kazanç da yoktur” lafını “Sevgi yoksa kazanç da yoktur” diye değiştiriyoruz.

11-20

 

11 – Çifte Mutluluk

1988 yılında çok güçsüz düşmeye başlayan Zhao, mide rahatsızlıkları çekmeye ve ağrılar içinde sürekli kusmaya başlamış. Karaciğerinde siroz ortaya çıkmış. Takip eden 2 yıl boyunca sürekli hastanelerde geçmiş vakti ve 35bin Yuandan fazla para ödemiş. Hala güçsüz olmasına rağmen hastalığı 1991’de kontrol altına alınmış.



Talihsizlik eseri hastalık kısa bir süre içinde tekrar ortaya çıkmış. Bir kez daha o kadar parayı ödeyemeyeceği için içini korku sarmış. Günün birinde hastanede oda arkadaşı olan başka bir hasta ile karşılaşmış. Arkadaşı son derece gençleşmiş ve capcanlı görünüyormuş. Merakla bunu sırrını sormuş. O da İlaçsız Hastane’de çalıştığını ve kendi karaciğerinin tamamen iyileştiğini söylemiş.

Çigong? İlaçsız Hastane? O da diğer insanlar gibi buranın sadece işi gücü olmayan yaşlılar için olduğunu düşünürmüş hep. Ancak arkadaşındaki gelişmeyi görünce “denemeye değer” demiş. Karısı ve baldızıyla birlikte ilk trenle yola koyulmuşlar.

1 aydan kısa bir süre içinde iştahı yerine gelmiş, ağrıları yok olmuş. Karaciğer fonksiyonları yerine gelmiş. Yalnız onun karaciğeri değil, onunla birlikte öylesine gelen baldızının da rahim tümörü iyileşmiş (bir sonraki röportaj). Bunu çifte mutluluk olarak adlandırmışlar.

12 – Şükürler Olsun Kadınlığıma Tekrar Kavuştum

Bayan Jia’nın 6 yıl önce tümör yüzünden ameliyatla sol yumurtalığı alınmış.



Tümörün neredeyse 4.5 kilo olduğunu söylüyor Jia. O kadar ağır ve ağrılı ki hareket edemez hale gelmiş. İlk alındığında çok rahatlama hissetmiş ve artık tamamen kurtulduğunu düşünmüş.

Kısa bir süre sonra ise bu sefer sağ yumurtalıkta tümör türemiş. Çok hızlı büyüdüğü için doktorlar yumurtalığın tamamen alnımasını tavsiye etmiş. Hiç yumurtalığı kalmayınca artık erkek olurum diye çok korkmuş.

Sonra kzı kardeşi ve kocası bu Merkez’e gelirken peşlerine takılmış. Eniştesi ailenin beyni olduğu için çok güvenirmiş, bu yüzden gözü kapalı yola çıkmış onlarla.

Merkeze gelmeden önce tümörün boyu 7 cm kadarmış. Birkaç günlük Çigong alıştırmasından sonra yumurtalığında şiddetli ağrılar hissetmiş. Sonra ise birden ağrı filan kalmamış. Hemen ultrasona bağlanan Jia hayretler içinde tümörden eser kalmadığını görmüş.

Tekrar kadınlığına kavuşmanın mutluluğuyla sevinç çığlıkları atmış.

13 – Mesane kanseri gözlerimin önünde yok oldu!

Bay Wen mesanesinde kötü huylu bir tümör olduğunu öğrendiğinde, doktorlar hemen ameliyatla bunun alınmasını istemiş. Ardından da kemoterapi ve radyoterapi seansları olacağı söylenmiş.



Lakin ameliyata rağmen iyileşme garantisi vermemişler. O da alternatif çözümler aramaya başlamış.

Şans eseri bir arkadaşından Çigong’u duymuş. Hemen ilk trenle Merkez’e doğru yola çıkmış. İlk bir aylık eğitimin sonunda doktorlar tümörün boyunun büyüdüğünü söylediklerinde hayal kırıklığına uğramış.

Peki Wen cesaretini yitirmiş mi? Hayır ama şaşkına dönmüş. %100 performansla çalıştığı halde neden başarılı olamadığını sorgulamış. Neyi yanlış yaptığını merak etmiş. Sonra hocalarından öğrenmiş ki, bazen tümörlerin ve hastalıkların Çi’ye olan tepkisi eskisinden daha kötüye gitme şeklinde olabiliyormuş, ancak bunun nedeni ardından yok oluşun gelme sebebiymiş. Daha önceki örneklerde gördüğümüz gibi ağrılardan kurtulmadan önce ağrıların şiddetinin artıp bir anda yok olması gibi.

Tekrar cesaretini toplayan Wen, hocalarının desteğiyle hastalığa fokuslanmak yerine gökyüzüne fokuslanmış ve zihnini rahatlatmış. İkinci ayın sonunda tümörün boyu yarı yarıya küçülmüş.

9 ayın ardından hocaları ultrason makinasına bağlı olarak 4 hoca tarafından Çi seansı almak isteyip istemediğini sormuşlar. O da bunun üzerine balıklama atlamış. O zamanlar kaydı yapanın kim olduğunu bilmediği kişinin şimdi karşısında duran Usta Chan olduğunu anlamış.

Hayatında ilk defa canlı yayın ve ayıkken yapılan bir ameliyata şahit olduğunu söylemiş. Tabi ameliyat aletler yerine Çi enerjisi ile yapılıyormuş. Ultrasona bağlı Wen’e doktorlar Çi enerjisi vermeye başlamışlar. Ekrandan herşey izlenebiliyormuş. Birkaç saniye içinde küçülmeye başlayan tümör, bir dakkayı bulmadan Usta Chan’in hayretlerle baktığı video kamera vizöründe yok olup gitmiş. O gün aynı şekilde 8 öğrenciye daha bu şekilde Çi verilmiş ve beşinde tümör tamamen yok olmuş, birinde küçülme yaşanmış, diğer ikisinde henüz bir şey yaşanmamış, ancak onların da sonraki seanslarda tedavi edildikleri söyleniyor.

Bay Wen’e neler hissetiği soruluyor. Hiçbir ağrı yada sızı hisetmediğini, sadece çok hafifleyip mutlu olduğunu belirtiyor.

Peki ultrason makinası gerçekten iyi çalışıyor muydu? Sonradan tümörler geri geldi mi? Olayı takibe alan Usta Chan, on gün sonra hastaların tekrar makinaya bağlanmalarını istemiş. Tekrar bağlanan hastalarda tümörlere ait en ufak bir ize dahi rastlanmamış.

Dünyanın haritanın bu tarafından olup bitene kayıtsız kalmaması ve ticari yaklaşımları bırakıp gerçek tedavi yöntemlerini biribirine entegre  etmenin yollarını araması gerekiyor.

14 – Mucizeler Zinciri

1972’de, şu anda öğretmen olan Bayan Lin, troid kanseri olup tümörü ameliyatla alınmış. 5 yıl içinde tümör tekrar ortaya çıkmış ve bu sefer yemek borusuna da sıçramış. Katı yemek yiyemez hale gelmiş. 1983 yılında geçirdiği ameliyatlar sonrası sesini de kaybetmiş ve konuşamaz hale gelmiş. 7 yıl sonra ise tümör bir kez daha her zamankinden daha kötü bir şekilde ortaya çıkmış ve hiç yemek yiyemez hale gelip damardan beslenmeye başlamış. O kadar zayıflamış ki iskelet görüntüsündeymiş.



Doktorlar kocasına artık yapılabilecek birşey olmadığını söylediklerinde yaşamla alakalı tüm umutlarını yitirmiş. Yatağında acılar içinde ölümü beklemeye başlamış.

Oğlu gelip Çigong öğrenmesi gerektiğini söylemiş. Onu dinleyecek bile hali yokmuş. Oğlu her gün ısrarını yinelemiş. Sonunda kabul etmiş. Onu üç kişi Merkez’e taşımışlar. 20 gün içinde kendi başına gider hale gelmiş. Midesindeki ağrılar arttığında hocaları bunun iyiye gidiş olduğunu ve vücudunun Çi’ye olumlu tepki verdiğini söylemişler. İnanılmaz bir şekilde 3 ay içinde kendini çok iyi hissetmeye başlamış. Hastaneye tekrar gittiğinde doktorlar gözlerine inanamamış. Hiçbir hastalıktan eser kalmamış.

Peki neden oğlu bu kadar ısrarcı olmuş? Meğerse o da kendi hastalığından orada kurtulmuş. Ellerindeki kılcal damarlar o kadar hassasmış ki, okula eldiven giyerek gidermiş. Tedavi sonrası elleri eskisinden de güçlü ve sağlıklı olmuş.

Ayrıca oğlu ona demiş ki, her bir öğretmen bir zamanlar burada kurtarılan birer hastaymış. 1986 yılında Lao-Shi onların bulunduğu şehre gelmiş. Şu anda onu eğiten hoca da kalbinden rahatsızmış ve neredeyse kalbinin dörtte üçü görevini yerine getiremez haldeymiş. Lao-Shi’nin konuşmasından etkilenip Merkez’de eğitimlere başlayıp kısa sürede sağlığına kavuşmuş ve hoca olarak kalmış.

Merkez’de dinlenilen her hikaye adeta birer mucizeler zinciri.

15 – Ameliyat Mı Yoksa Çigong Terapisi Mi?

Bayan Zhang meme kanseri olduğunda doktor olan kız kardeşi için tek çözüm yolu ameliyatla tümörün alınmasıymış. Bayan Zhang ise ona Çigong’u düşündüğünü söyleyince kardeşi çok kızmış ve “delirdin mi sen, bu ölüm kalım meselesi, vakit kaybedersen kanser sıçrama yapıp her yere yayılır. Yapma demiyorum ama zaman senin aleyhine!” demiş.



Bayan Zhang’ın kocası ise aksine sadık bir Çigong uygulayıcısıymış. O da ameliyatın bir garantisi olmadığını, Çigong başarılı olmasa dahi tümörde gözle görülür bir iyileşme sağlayacağını söylemiş.

Peki kardeşin yolu mu, kocanın yolu mu seçilmiş? Çigong’un yolu diye düzeltiyor Zhang.

Kanseri yenmeye azim eden Zhang her gün sabahtan akşama kadar düzenli pratiklerini uygulamış. Tekrar hastaneye gittiğinde check-up’a sokmuşlar ve kardeşi de dahil tüm doktrolar hayretler içinde kanserden eser bulamamışlar.

Zhang’e şimdi neler hissetiğini sormuş Usta Chan. “Çigong hareketlerini düzenli yapmanın yanısıra öyle bir his var ki, sanki vücudumda büyük tüneller var ve onların içinden Çi özgürce akıp gidiyor.”

16 – Allah Aşkına Vücudunda İyi Bir Yer Var Mıydı?

Bay Shen çok tatı yaşlı bir adam. İnanması güç ama bu tatlı adam bir yıl önce neredeyse yaşayan bir ölüymüş.



1959’dan bu yana pek çok ameliyat geçirmiş. Açıp yaralarını ve ameliyat izlerini gösteriyor. Kulakların hemen üzerinde kafasının içinde yer alan sinirler o kadar ağrıyormuş ki, peşpeşe iki ameliyatla anca sakinleşebilmiş. 20 yıl boyunca her akşam uyku haplarıyla uyuyabilmiş. Boyun ve sırt omurgasında bozukluk ve kambur varmış. Ellerini dahi acısız kımıldatamazmış. Kalp, mide ve bağırsak sorunları da cabası.

“Peki çalışan, sağlam olan bir yeriniz var mıydı?” diye sormuş muzipçe Usta Chan. Önce espiri olduğunu anlamayan Shen “sadece karaciğer ve pankreas” diye cevap vermiş. Sonra o da gülüp nasıl üstesinden geldiğini anlatmaya başlamış.

Bir gün şans eseri bir yerde Lao-Shi’nin Zhineng Çigong kitabını okumuş ve içinde bir umut doğmuş. 5 ay boyunca her gün her dakikasını Çigong yapmaya ayırmış. “Şimdi tüm hatalıklardan arınmış olarak kendimi 30’lu yaşlarımda hissediyorum” diye eklemiş.

Peki Merkez’de ne yapıyor? Hocalık eğitiminden geçtiğini ve diğer insanları nasıl iyileştirebileceğini öğrenmek istediğini belirtiyor. Bir tane felçli bebeği iyileştirdiği için çok mutlu olduğunu söylüyor.

Usta Chan bir fotoğraf gösterip “Bu o muydu?” diye sorunca gözleri parlayarak “Evet bu o! Bu o!” demiş (bir sonraki röportaj).

Bebeğe yaptığı gibi kendisine de biraz Çi verip vermeyeceğini sorunca, tereddüt etmeden ellerini Usta Chan’e uzatmış ve Chan döne döne bütün vücudunu saran Çi’yi hissetmiş.

17 – Küçüçük Bebeğimin Beynine Kocaman İğneler Soktular

Bu kez röportajın kahramanı küçük bir çocuk. Yerinde duramıyor, ordan oraya koşuşturup duruyor. Oysa ki, daha iki hafta öncesine dek hareket bile edemez haldeymiş. Annesinin dediğine göre elinin üç parmağı kıvrık, bacakları da çarpıkmış. Yetersiz beslenme yüzünden de gelişimi geri kalmış.



Ufacık çocuğun beyninden sıvı almak için, her defasında doktorların elinde koca koca iğneleri gördüğünde annesi gözyaşlarını tutamamış. Söylediklerine göre beynin alt kısmında sola doğru kayma varmış ve bu da sinirlerin üzerine baskı yapıyormuş. Sonuş olarak da kısmi felç yaşanabilirmiş.

Ancak kullandıkları hiçbir ilaç işe yaramıyormuş. Kocasıyla çaresiz kalmışlar. Devletin tek çocuk politikası yüzünden başka çocuk da yapamaz durumdalarmış. Son çare olarak Çigong akıllarına gelmiş.

Yakınlarından biri Merkez’de çalıştığı için bu şekilde haberleri olmuş. Bir gün evlerinde ziyarete gelip çocuğa Çi vermiş ve çocuğun tepkisi olumlu olmuş, hatta kullanamadığı yerlerde hareketler görülmüş. Onlar da çocuğu alıp Merkez’e getirmişler. Merkez’deki yaşlı bir amca (önceki röportaj) ona Çi verince çocuğun tüm enerjisi yerine gelmiş. Şimdi koşup oynuyor, iştahı da yerinde.

“Oğlunuz Çi’ye inanıyor mu?” diye sormuş bizim usta. “Nerden bilsin, daha 2 yaşında o” demiş annesi. Demek ki Çi inanmayanlar üzerinde de etkili olabiliyor. “Benim inanmam ve çocuğumu buraya getirmem yeterli” demiş anne yine. Çocuk büyüyüp de kendiyle ilgili bu anıyı dinleyince acaba tepkisi ne olacak?

18 – Şimdiye Çoktan Ölmüş Olmalıydın

Bayan Ying şimdiye dek hiç duyulmamış bir hastalıktan bahsetmiş. Hatta kağıda yazdığı halde bilinecek gibi değilmiş. “O zaman şöyle söyleyim demiş” Ying. “Öyle bir kanser ki, tedavisi yok, köyümde 3 kişi bu hastalığa yakalandı, ikisi öldü, bir tek ben kaldım”. Şimdi ustanın dikkatini çekmeyi başarmış.



1985 yılında artirit olmuş ve ardından da sistemik lupus. Sindirim, sinir, dolaşım, derken bütün sistemleri çökmeye başlamış. Biri dokunsa heryeri acıyormuş. Elleri ölü birinin elleri gibiymiş. Yazın bile kışlık elbise giyinirmiş.

Kaldığı kanser hastanesinde her gün birilerinin cenazesinin kaldırıldığını gördükçe daha da umutsuzluğa kapılmış. Ne zaman sıra bana gelecek diye bekler olmuş. Ölümden çok korktuğunu söylemiş.

Bir gün oda arkadaşına gelen bir yakını ona Çigong önermiş. 1993 mart ayında kardeşiyle beraber Merkez’e gelmiş. 2 aylık bir terapiden sonra kendi kendine yeter hale gelmiş ve kardeşi eve dönmüş. Birkaç ay sonra ise tamamen iyileşmiş. Köyüne döndüğünde bu mucizeye şaşıran ve çok mutlu olan köylüler ondan Çigong öğrenmek istemişler. Köyde neredeyse iyileşmeyen kimse kalmamış.

Hastanedeki doktorunu görmeye gittiğinde ise doktoru ona “Bayan Ying bu sen olamazsın! Sen şimdiye kadar çoktan ölmüş olmalıydın!” diyerek şaşkınlığını gizleyememiş.

“Peki doktora olan biteni anlattıktan sonra, senin gibi hastaları Merkez’e yönlendirmeye karar verdi mi acaba?” diye sormuş Chan. “Eğer insansa bunu çoktan yapmıştır” diye cevaplamış Bayan Ying.

Acaba yaptı mı, ne dersiniz?

19 – Çekici Bir Bayan Ve Anlatamadığı Bir Sır

“Sırrımı 10 yıldan fazla bir zaman sakladım” diyor Bayan Fan. Ancak sevglisi ona evlenme teklif edince “Evlenmeden önce sana anlatmam gereken bir sırrım var” demiş. Erkek arkadaşı en kötüsüne hazırlamış kendini. “Geceleri altımı ıslatıyorum ben” deyince ise gülme krizine girmiş. Birkaç ay sonra da evlenmişler.



“E peki bütün hayatın boyunca altını ıslatmaya devam mı ettin?” diye sormuş usta. 13 yaşında başladığını, önceleri dayak korkusuyla uyku bile uyuyamadığını ama daha sonra herkesin buna alıştığını söylemiş. Çok utangaç olduğu için de hiç doktora gitmemiş.

Ancak büyüyünce durum daha kötü olmuş. Bu sefer su içmeye korkar hale gelmiş. Bir bardak su bile uyumadan 20 kez tuvalete gitmesi demekmiş. Eğer uyursa kesin yatak batacak. Aldığından fazlasını vücut dışarı atıyormuş. Kocası çok yardımcı olmuş ve az miktarda dahi olsa su içmesine destek olmuş.  Çocukları olunca artık bir doktora görünmeye karar vermiş.

Modern tıp ameliyattan başka çözüm sunmamış. Buna bile yaşı ilerlediği için garanti vermemişler. Akapunktur denemiş. Aylarca bu rahatsız edici iğneli terapiden bir sonuç alamamış. Şimdi artık iğne korkusu da oluşmuş.

İşin en acı yanı şu olmuş. Misafirliğe gittiğinde yatağı ıslattığında 8 yaşındaki küçük oğlu suçu üstlenip “Ben yaptım” diyormuş. Bu durum onu çok ağlatmış, çok utanmış. Ailesi ona bu kadar destek olurken mutlaka altenatif bir yol olmalı diye düşünmüş. Sonra Merkez’de iyileşen insanlar duymaya başlayınca içi umutla dolmuş.

Lao-Shi ile tanışınca hemen o gün iyileşeceğini sanıp gece yatağı ıslatınca hayal kırıklığı yaşamış. Hocaları, burada aylarca tedavi gören hastaların yanında bir günde şifa bulmayı beklemenin biraz onlara haksızlık olduğunu ifade etmişler.

Hemen o sabah azimle ve düzenli olarak çalışmalara başlamış. Gece üç saatlik uyku yetiyormuş, geri kalan her zamanı Çigong yaparak geçirmiş. Şimdi kendini gerçek bir Çi ustası gibi görüyor ve sanki Çi’nin üzerinde hareket edermişçesine kendini hafiflemiş  hissediyor. Artık herkes gibi o da su içiyor ve tuvaleti daha az ziyaret ediyor. Ve yatağıyla da artık barışmış durumda :).

20 – Bütün Şehir Benim İçin Para Topladı

Li ailenin örnek kız çocuğu. Cana yakın, spor dallarında başarılı, sınıfında çok zeki ve başarılı… Ancak 1994 yılında bir yaz tatilinde ani bir şekilde lösemiye yakalanmış. Kolejde henüz üçüncü yılı. Doktorlar iyileşme şansının olmadığını çünkü hücrelerinin %82’sinin kötü durumda olduğunu söylemişler. Yine de 3 ay boyunca kemoterapi görmüş ve bir iyileşme olmamış.



“Bir hastane yatağında kendinizi bir bitki gibi yatarken bulmak kadar kötü bir şey yok” diyor Li. Doktorlar kemik iliği nakli gerektiğini söylemişler ama bunu ödeyecek güçleri yokmuş.

Sınıf arkadaşları onu çok sevdiklerinden kendi aralarında 50’şer Yuan toplamaya başlamışlar. Bunu öğrenen dekan bütün okuldan yardım istemiş. Daha sonra onu belediye başkanı ve vali izlemiş. Bütün şehir neredeyse kemik iliği nakli için gereken parayı toplamak üzere seferber olmuş. “Beni bu kadar sevdklerini bilmiyordum” derken gözleri doluyor Li’nin.

Peki Merkez’e nasıl oldu da gelmiş? Okula dönünce herkese tek tek teşekkür etmek istemiş. Arkadaşlarından biri Çigong’dan bahsetmiş. O da denemeye karar vermiş. Ancak ailesi buna karşı çıkmış. Herkes bu kadar seferber olmuşken ameliyat için beklemesini istemişler.  Doktorlar iyileşme şansının %50 olduğunu söylemesine rağmen ailenin bu tepkisine aldırmamış. Üstüne üstlük ameliyat ücreti 120bin Yuan’ın üzerindeymiş.  İnadım inat deyip Merkez’e gitmeye karar vermiş ve ailesine eğer işe yaramazsa ameliyat olacağı sözünü vermiş.

O yılın Kasım ayında Çigong yapmaya başlamış. 1 ay sonra Lao-Shi şehirlerine gelip eğitim vermiş ve onunla tanışma fırsatı bulmuş. Elini tuttuğu anda bağırsaklarında ani bir hareketlenme yaşamış ve zar zor kendini tuvalete atmış. Her tuvalete gittiğinde ondan mutlusu yokmuş, çünkü her defasında kendini bir şeylerden kurtulmuş gibi rahatlamış hissediyormuş. “Çi benim üzerimde çalışmaya başladı!” diye ekliyor Li.

Geçtiğimiz ay ise doktorlar tüm değerlerin normale döndüğünü teyit etmişler.

“Çigong yaparken özel bir düşünce tekniğin var mı?” diye sormuş Chan. “Her Çigong alıştırmasından önce ve sonra herşeyin zaten çok iyi olduğuna ve Lao-Shi’nin hep yanımda olduğuna inandım. Kapatma hareketlerini yaparken kemik iliğimi düşündüm, açma hareketini yaparken de evrende kendimi kaybolurken hayal ettim”.

Li 40 kişilik sınıfından 26 öğrencinin daha önceden Çigong öğrenip hastalıklara karşı şimdiden güçlü ve sağlıklı olmak üzere eğitim aldıklarını söylemiş. Seferber olan ve bu mutlu sonu duyan tüm şehir sanırım akın akın Merkez’in yolunu tutmuştur.

21-30

 

21 – Tek Başına, Kalın Karların Arasında

Hocalardan biri olan Bayan Li yetersiz çalışan bir kalp kasıyla doğmuş ve daha 13 yaşında kalp krizi geçirmiş. En başlıca sorunu bu olsa da, takip eden artirit, mide sorunları, baş ağrıları, dalak problemi, kansızlık ve depresyon gibi hastalıklar  peşini bırakmamış.



1982 yılında karaciğer yertmezliğinden aylarca hastanede yatmış. Hatta ailesi yılbaşını hastanede onunla geçirmek zorunda kalmış. O yıl içinde 3 kez ölümden dönmüş. 45 kiloya kadar düşen vücudu güçsüz kalmış.  Elinde birşey tutacak hali bile yokmuş. İntiharı bile düşünmüş ama bıçağı tutamadıktan sonra bunu bile beceremeyeceğini anlamış. O da yemek yemeyerek ölürüm belki diyerek kendine eziyet etmeye başlamış.

Durumuna acıyan kocası zorla da olsa onu beslemek için çabalamış. Bir gün 2 oğlu, biri elinde bir tas süt ve kaşık, diğeri ise havlu tutarak onu yedirmeye ve ağzını silmeye başlamışlar. Gözünden yaşlar gelerek onlara annesiz kalmayacaklarına dair söz vermiş.

Bir gün parkta toplu halde Çigong yapan bir grup görüp merak etmiş. Gücünü toplayıp aralarına karışmış ve anında Çi’nin çekim gücünü hissetmiş. Yağmur yada kar demeden her sabah bu gruba katılmış, gruptan kimse gelmese bile hareketleri tek başına tekrarlamış. Bir gün şiddetli kar yağışı altında pratik yaparken üzerine yağan kar yüzünden kardan adama döndüğünü farketmiş. İstifini bozmadan devam etmiş. Bitirdiğinde üzerinde biriken karları zorlukla temizlemiş.

Devam ettiği pratikler ona sağlığını geri kazandırmış. 1987’de Merkez’e gelip 3 aylık hocalık eğitiminden geçip o da insanlara öğretmeye başlamış. Şimdi o artık normal bir insan ama yaşadığı tecrübe olağanüstü…

22 – Kendiliğinden Kaybolduysa Kanser Değildir O!

4 yıl önce meme kanseri olduğunu öğrenen ve sadece 3 aylık ömrü kaldığı söylenen Bayan Wu, hiç durmadan 3 gün ağlamış.



Peki doktor tavsiyesi ne olmuş? Ne isterse yiyebileceğini ve güzel güzel dinlenmesini söylemişler.

Ustanın bu cevap karşısındaki şaşkınlığını görerek Wu devam etmiş. Ameliyat olamayacağını çünkü aynı zamanda kalp yetmezliği ve kansızlık olduğunu söylemiş. “Ameliyat masasında kalırsın” demişler. Kemoterapi filan da göremezmiş çünkü vücudu bunu kaldıramazmış. Kanserden önce iyiyken bile 5 basamak merdiven çıksa 10 nefes dinlenen biriymiş. Ölümü kabullense bile oğlunun yetim kalması fikri onu çok rahatsız etmiş.

Mucize için yalvarmaya başlamış. Bi gün biri gelip Çigong’dan bahsetmiş. Hemen yakınlarda yaşayan bir Çigong ustasını ziyaret etmiş. Usta buna Çi vermeye başlamış ve olumlu tepki verdiği görülünce hemen çalışmalara başlamış. 1992 sonunda tamamen iyileşmiş ve merdivenleri birer ikişer çıkmaya başlamış.

O da her hasta gibi sonradan doktorunu görmeye gitmiş. Doktoru onu hala hayatta görünce çok şaşırmış. “Eğer kendiliğinden iyileştiyse o zaman o kanser değildi, biz yanlış teşhis koymuş olabiliriz” demiş. Doktorun şaşkınlığı yada inkarları onu alakadar etmemiş, Çigong’un bir numaralı felsefesi olan “haticeye değil neticeye bakarım” diyerek gülümsemiş.

23 – Çin’deki En Stresli İş

Zhou zihinsel olarak bir çöküş yaşamış. İşine konsantre olamıyor ve geceleri de uyuyamıyormuş. Sebepsiz yere öfkelenir, işte de hiçbir zaman motivasyonu sağlayamazmış. İşvereni çok anlayışlı bir insan olduğu için çoğu zaman erken çıkmasına izin verirmiş. Ne Batı Tıbbı ne de Çin Tıbbı yardımcı olamamış. Sonunda işveren de isyan etmiş ve zorunlu olarak 1 sene işten uzaklaştırılmış.



“Peki ne iş yapıyordun?” diye sormuş Chan. Ülkenin “tek çocuk” politikasını bizzat sahada yürüten elemanlardan biriymiş. Belki de Çin’deki en stresli iş olduğunu söylüyor. Çünkü gidip bir aileye başka çocuk yapamayacaklarını söylemek kadar acı bir şey yok. Sonra da o aileyi avutmak. Meğerse onu bu duruma getiren yaptığı işin omuzlarına yüklediği sorumlulukmuş.

Peki, Çigong’un nasıl faydası olmuş? Düzenli yapmaya başladıktan sonra iştahı yerine gelmiş ve daha enerjik hisetmiş. Uykularını daha kaliteli uyumaya başlamış. Ancak konsantrasyon sorunu yaşadığından ilk başlarda Çigong yapmakta da zorluk çekmiş. Bu yüzden de hemen olumlu bir sonuç alamadığı için hayal kırıklığı yaşamış.

Neredeyse vazgeçmek üzereyken hocası tek başına değil grupla çalışmasını önermiş. Grupla çalışmaya başlayınca, kollektif ortaya çıkan Çi ile daha kolay konsantre olmuş ve hareketleri kaçırmamış. Yavaş yavaş o da Çi’yi hissetmeye ve kullanmaya başlamış. Zamanla tüm sıkıntılarından kurtulmuş.

“Peki işine tekrar geri dönmek istiyor musun?” diye sormuş Chan. “Hiç şansları yok, böyle çok daha iyiyim” diye cevap vermiş Zhou.

24 – Atalarımızın Mezarlarını Kazdık

Ağzı kulaklarına vararak sırıtan genç delikanlıya sormuş Chan: “Beni duyabiliyor musun?”
“Evet” demiş oğlan ama annesi hemen atılmış. “Seni duyabilir ama düzgün konuşamaz çünkü dil becerileri henüz gelişmedi”.



Buna anlam verememiş Usta Chan. Kadın açıklamış. 2 yaşındayken yanlış tedavi yüzünden oğlu duyma yetisini kaybetmiş. Şanssızlık bu ya kardeşi de aynı şekilde sağır olmuş. 4 çocuktan 2 oğlan sağır, 2 kız normal kalmış. “Peki hiç bir uzman görmedi mi çocuklarınızı?” sorusuna şöyle cevap vermiş. Geçtiğimiz 10 yıl boyunca oğlanları götürmedikleri hastane kalmamış ama sonuç alınamamış. Kadın neden erkek çocuklar diye isyan edip ağlamış. Batıl inanç icabı gidip dedelerinin mezarlarını bile kazıp, acaba yanlış mı gömüldüler diye bakmışlar. Onun da yardımı olmamış.

Derken bir gün, komşularından biri Çigong ile iyileşen hastalardan bahsetmiş ve şiddetle tavsiye etmiş. Onlar da çocuklarını alıp Merkez’e götürmüşler.

Açılış konuşmasını yapan Lao-Shi herkesle tokalaşırken sıra oğluna geldiğinde tokalaştıktan hemen sonra oğlan sevinç çığlıklarıyla zıplamaya başlamış. Artık duyabiliyormuş. Annesi de sevinçten ağlamaya başlamış. Çigong’u çok ciddiye alan aile, dini bir farz haline getirip namaz kılar gibi egzersiz yapmaya başlamış. Küçük oğlan tamamen, büyük oğlan da çok az bir kayıpla tekrar duymaya başlamışlar.

25 – Bedenimin İçini Görebiliyor Musunuz?

“Pek çok doğaüstü yeteneği olan insanın başka insanların içini görebildiğini duymuştum ama hiçbirine rastlamamıştım” diyor Usta Chan. Hoca Ho da onlardan biri.



1958’de artirite yakalanmış. Bütün eklem yerleri şişmiş ve yürüyemez hale gelmiş. Hergün ağır ilaçlar almaya başlamış. Bundan öncesinde ise halihazırda mevcut olan kalp ve yüksek tansiyon problemleri de varmış. Keçileri kaçırmak üzere olduğunu farketmiş.

En kötüsü ise 1985 yılında olmuş. 6 saatlik bir tutuklama söz konusu olmuş. Ondan sonra paranoyak bir hayat sürmüş. Herkes arkasından iş çeviriyor, herkes dedikodu yapıyor, kumpaslar çeviriyor sanmış. Hayatı kontrolden çıkmış.

1988’de yine bir arkadaş tavsiyesi ile evlerine yakın bir yerde Çigong öğrenmeye başlamış. Daha ilk dersten çok sevdiği bu öğretiye gönül vermiş ve gerçek bir Çi ustası olmuş. Ağrılarına rağmen pratik yapmayı hiç bırakmamış.

Bir gece burnundan nefes alamamaya başlamış ve bütün gece ağzından nefes almak zorunda kalmış. Sabah kalktığında burnu açılmış ve içinden cerahat akmış. Bununla beraber bütün fiziksel rahatsızlıkları son bulmuş. Burnuna bakmaya çalıştığında iki gözünün arasında sanki ayna varmış gibi hissetmiş ve içine doğru bakınca damarları görmüş. Sınıfa gidip bunu hocasına söyleyince “Tebrikler, içini görme yetisine kavuştunuz” kutlaması almış. Büyük ihtimal beynindeki kan damarlarını gördüğü söylenmiş.

Sonra eve döndüğünde vücudunun çeşitli yerlerine bakınca içini görebildiğini farketmiş. Sonra diğer insanlarınkini de görmeye başlamış. Önce ona inanmamışlar ama gözle teşhis koymaya başlayınca hayretler içinde kalmışlar. Doktorlar hangi kadının hamile olup hangisinin olmadığını onunla test etmişler. Bu denemeden sonra ona inanmışlar.

“Yani ayaklı bir X-ray cihazı diyebilir miyiz senin için? Bunun faydası ne oldu?” diye sormuş Chan.

İlk başlarda pek faydasını görmemiş. Lao-Shi onu görünce bu yeteneği hastalar üzerinde tespit amaçlı kullanmasını söylemiş. O da gezerek hastalıkları tespit etmeye ve şifa vermeye başlamış. Yani bir nevi mobil şifacı. İlk üzerinde çalıştığı insan ise kolu kırılan bir adam olmuş. Kolunun içine bakıp kemiğin nerden kırıldığını görüp ona göre şifa tonlaması yapmış.

Peki ya kendi sağlığı ne olmuş? Kendisi de arada çaktırmadan iyileşmiş. Şifa dağıtırken o da nasibini almış.

Peki Çi’nin kendisini görebiliyor mu? Evet. Her insanın etrafındaki ve iç organlarının etrafındaki Çi’yi görebiliyormuş. Chan ona da bir bakıp herşey yolunda mı söylemesini istemiş. Gözlerini kapayıp Chan’e dönmüş ve bir iki dakika öyle durmuş. Chan bu bekleyiş esnasında herhangi bir ısı yada etkileşim hissetmemiş ama tedirgin de olmuş bir yandan. Sonra gözlerini açan Ho, “Bir şeyin yok turp gibisin” demesiyle bir oh çekmiş.

26 – Dansederek Ölürüm Daha İyi

Daha röportaja başlamadan önce ortalarda dolanırken uzun sarı saçlı Bayan Yang’ın güzelliği herkesin dikkatini çekiyormuş.



Geçen Mart durmayan adet kanamaları başlamış. Ardından da karın bölgesinde şiddetli ağrılar. Annesi onu hastaneye götürüp check-up yaptırmış. Bu genç yaşında ciddi bir şey olmayacağını düşünerek içi rahatmış.

Hastanede onu seruma bağlayıp aynı zamanda da kan vermeye başlamışlar. Bu hiç hoşuna gitmemiş ama kan kaybı durumlarında yapılması gerekiyormuş. Koşup oynayan bir kızken ne hallere düştüm diye düşünmüş. Bütün gün damla damla serum şişesini izlemek ve tam bitti derken yenisinin takılması tam bir işkenceymiş. Bir ara damlaları sayarak kafayı yediğini düşünmüş.

Erkek arkadaşı ve annesi de sık sık ziyarete geliyormuş. O kadar iyi davranıyorlarmış ki, her veda edişleri sanki onu bir daha göremeyecekleri tadında oluyormuş, bu da onu çok tedirgin ve paranoyak yapmış. Sonra öğrenmiş ki rahim kanseri! Kemoterapi ve radyoterapiye cevap veremezse 3 yıllık ömrü kaldığını söylemişler.

Ameliyat ücretleri de çok pahalıymış. Usta Chan ailesinin gücü olup olmadığını sormuş.

Babası için para mühim değilmiş, zira 2 adet bar işletiyormuş ve kızı da orda sık sık dans edermiş. Kemoterapi süresince ailesi onu kalabalık her türlü yerden uzak tutmuşlar. Barlardan birine uğrayacak olsam beni yaka paça dışarı atarlardı, mikrop kapmayım diye. “Eğer öleceksem, bu dansederek olsun!” diye isyan etmiş. Annesini dinlemeyip bütün gece dans ederek bütün sıkıntılarını bir kenara bırakmış.

Evet, sıkıntıları bir yere gitmemiş, kemoterapiye de cevap vermemiş. Tek çare olarak ameliyat kalmış. Ameliyat başarılı bile geçse artık kadınlığını yaşayamacakmış çünkü rahmi alınacakmış. E o zaman bu nasıl bir seçenek diye düşünmüş. Kendini şimdiden yetersiz hissetmeye başlamış.

Ameliyat günü aldıkları Pekin’in en iyi hastanesine yatmadan bir gün önce gitmekten vazgeçmiş. Kızını anlayışla karşılayan annesi Çigong’u denemek isteyip istemediğini sormuş. Hiç bir fikri olmadığı halde hemen kabul etmiş.

Peki neden annesi Çigong tavsiye etmiş?

Annesi kızının durumunu akrabalardan birine anlattığında, öğrenmiş ki o da bir zamanlar lösemi olmuş ve Merkez’de iyileşmiş. Annesi tam olarak %100 güvenmese de, hatta yanlış bir seçimle herşeyin daha kötü olma ihtimali de olsa kararı kızına bırakmak istemiş. Kızı da bu iyileşen akraba ile konuşmuş. Kızı annesinin tersine içi umut dolu bir şekilde inanmış ve Çigong almak için sabırsızlanmış.

2 ay boyunca çok ciddi çalışmalar yapmış. Erkenden kalkıyor ve geç saatlere kadar çalışıyormuş. Özellikle de duvar hareketi çok işine yaramış, onun için her gün ek yarım saat, bir saat ayırıyormuş. 10 gün içinde abdomen kısmı ağrımaya başlamış. Hocaları bunun iyiye işaret olduğunu söylemişler. Ancak 1 ayın sonunda doktorları tümörün her zamankinden de büyük olduğunu söyleyince kafasından kaynar sular inmiş. Hocaları da bazen Çi enerjisinin tümörü yok etmeden önce balon gibi şişirerek yok ettiğini söylemişler. O da buna güvenip çalışmalarını daha da sıklaştırmış. Ağrılara rağmen sabır ve azimle devam etmiş. 1 ay sonra tekrar doktora gittiğinde kanserden eser kalmamış. Gitmiş! Evet gitmiş!

“Peki artık eve gidip dans etmek için bir sebebin kalmadı” diye takılmış Chan.

“Aslına bakarsan artık dans etmek yerine Çigong yapmayı tercih ederim. Bundan sonra da paramı sokağa atıp abur cubura ve eğlenceye harcamak yerine, biriktirip Merkez’e bağış yapmak istiyorum. Böylece benim durumumdaki herkes şifa bulabilir.” demiş.

“Peki seni bir de kendi saçınla görebilir miyim?” diye sormuş Chan. Peruğunu çıkaran Yang’ın kısacık ama çok güzel saçları varmış, sanırım o ana kadar o da saçlarının tekrar çıktığını pek farketmemiş. Bundan sonra da hiç peruk takmamış.

27 – Etrafa Para Saçtım

Bay Fu kısa boylu bir adam, açık bir alnı ve bebek yüzlü bir suratı var. Yaşını hiç göstermiyor.

1992 yılında, stres dolu, gece gündüz yoğun iş temposuyla çalışırken bir anda hem beden hem de zihnen çökmüş. Geceleri uyuyamaz hale gelmiş ve dinmeyen baş ağrıları ve kalbinde ritm bozukluğu başlamış. Aklını yitirdiği zamanlar olmuş. 6 ay boyunca hastanelerde sürünmüş.



“Aklımı yitirdim  derken ne demek istedin?” diye sormuş Chan. O da etrafında olup biteni bazen idrak edemediğini, birileri para istese ne kadar verdiğini, ne zaman verdiğini hatırlamadığını ve işe döndüğünde işine konsantre olamadığını söylemiş.

Şans eseri komşusu sayesinde Çigong’u duymuş ve hemen Merkez’e gelip çalışmalara başlamış. 3 ay içinde bütün sıkıntılarından kurtulmuş, hem bedenen, hem de zihnen.

Chan’in “Hala para dağıtıyor musun?” şeklindeki muzip sorusuna “Hiç şansın yok dostum:)” diye cevap vermiş.

28 – 25 Yaşımda Yaşlı Bir Adamdım, 52 Yaşımda İse Genç

Bay Wang çocukluğundan bu yana hep sağlık yönünden zayıf olmuş. Daha 25 yaşlarındayken zayıf ve soluk yüzü yüzünden herkes onu yaşlı bir adam sanarmış.



Kalbinde ritm bozukluğu, tansiyon, baş ve mide ağrıları, artirit, ne ararsan varmış. Doktorlar o kadar çok ilaç yazmışlar ki, bir keresinde hepsini birden içip intihar etmek istemiş ama başarılı olamamış. Her uyandığında hala cehennemde olduğunu düşünmüş.

Ağrıları o kadar dayanılmazmış ki, intihar etme sebebi öncelikle buymuş. Sonra tekrar denemiş ama yine son anda kurtarılmış. Sonunda intihar teşebbüsünden vazgeçip bir çözüm yolu bulmayı umut etmeye başlamış.

1988’de göz damarlarında sorunlar büyüyünce doktorlar kör olacağını söylemişler. “Yok mu bir mucize!” diye yakarmaya başlamış. Tam o sıralarda Lao-Shi kasabalarına gelmiş ve Zhineng Çigong eğitimi verecekmiş. O da bu fırsatı kaçırmayıp katılmış ve kendi kendine şifa sanatını öğrenmiş. 1 yıl düzenli çalışarak tüm hastalıklarından kurtulmuş ve hala da gözlerinin görebildiğini söylüyor. Artık ona yaşlı adam olarak değil, büyük abi şeklinde seslenmeye başlamışlar. “25’imdeyken çok yaşlı görünüyordum, şimdi 52’sinde beni genç sanıyorlar.”

Kendi bulunduğu bölgede Çigong derneği kurup, sıkı bir reklam kampanyası programlamış. Tüm geliri de yardım amaçlı kullanmayı hedeflemiş. Böylece kendi minnet borcunu da ödemeyi amaç edinmiş. Şimdiden derneğe üye olan kişi sayısı 20bin olmuş.

Chan: “Peki dernekteki eğitmenlerin başarı kriteri nedir?”
Wang: “Başarı kriteri ne kadar çok öğrenci yetiştirdiği!” (yani iyileşen hasta miktarı, hasta yerine öğrenci kullanıdğımızı hatırlatayım).

Cebinden fotoğraf albümü çıkarıp kendi iyileştirdiği insanlarla çekilmiş hatıra fotoğrafları gösteriyor. Belki Wang’ın ısrarla iki kez intihardan kurtarılması, kendisine de bir kurtarıcı rolü verilmesindendir.

29 – Size Yazıcam Ama Lütfen Cevap Yazmayın

Bay Mo’ya Kasım ayında mide kanseri teşhisi konmuş. Bunu ailesinden saklamış. Ancak ameliyat için yılbaşı sonrasına kadar beklemesi gerekiyormuş.



Yılbaşını kutlarken bir aile dostu Çigong’dan bahsetmiş ve ameliyatın bir garantisi olmadığını ama Çigong’un denemeye değer olduğunu söylemiş. Mo çalışma grubuna katılmaya karar vermiş.

“Çigong yapmaya başladıktan sonra hala ameliyata sıcak bakıyor muydun?” sorusuna “O sadece alternatiflerden biriydi. Benim gibi denize düşen yılana sarılır modundaki biri herşeyi denemeye hazırdır. Yaptıkça Çigong’un benim için en iyi seçenek olduğuna karar verdim ama tam sonuç almak ve Çi’in faydasını görmek için inanç ve özveri gerektiğini biliyordum” şeklinde cevap vermiş.

Merkez’e gelmeden önce karısı ve oğluyla vedalaşan Mo, “Ben size ordan yazarım ama siz cevap yazmayın” diye tembihlemiş. Yazdığı mektupların herbiri bir öncekinden daha iyi haber veren mektuplar olmuş. Dördüncü mektubu yazdığı sırada artık tamamen iyileşmiş.

Sabah dörtlerde kalktığını söyleyen Mo, en ateşli zamanlarında bile duvar hareketini hergün 200 kere yapmış.

Ateşliyken durumunun daha kötüye gitmesinden korkup korkmadığı sorulduğunda, “Biliyordum ki ateş sadece Çi’nin içerde faaliyet gösterdiğinin bir işaretiydi” demiş.

30 – 40 Yıl Bekledim

Bay Xu’nun beyne kan taşıyan damarlarından birinde tıkanıklık varmış. Günde sadece iki yada üç saat uyuyabiliyormuş. Buna ek olarak yüksek tansiyon, şeker gibi hastalıklar yüzünden bir dolu ilaç kullanıyormuş.



İlaçların hepsi pahalı ilaçlarmış ve onlarsız hiçbir yere gidemez olmuş. Üstelik biraz rahatlama dışında hiçbir faydaları da yokmuş. Her geçen gün daha güçsüzleştiğini hissetmiş. Bir arkadaşının tavsiyesi üzerine lokal bir Çigong grubuna katılmış. 2 ay gibi kısa bir sürede ilaç bağımlısı olmaktan kurtulmuş ve kilo almaya başlamış.

Neden 3 aylık eğitimi almak istemiş? Grupla çalışırken bir mucizeye tanık olmuş ve daha derinlemesine öğrenmek istemiş. Peki neymiş bu mucize? “Yüzüme nur geldi’” demiş Xu. Öncesinde yüzünde belki yüzlerce sivilce ve leke varken şimdi yüzü pırıl pırıl olmuş. Bunları neredeyse 40 yıldır yüzünde taşıyormuş.

“Tüm hayatım boyunca çirkin bir insan olarak yaşadım, şimdi ise mutlu bir şekilde aynaya bakıyorum.”

“Eve döndüğünüzde dikkat edin karınız üstünüze atlamasın:)”